Kur’an Okuma Yarışmasında 1 Kim Oldu? 2026 Birincisi Enes Özsoy
Bugün Kur’an okuma yarışmasında 1 kim oldu hakkında bilinmesi gerekenleri Internot yaklaşımıyla ele alıyoruz.
Bazen bir yarışmanın sonucunu öğrenmek için yalnızca “Kim kazandı?” diye sorarız. Fakat bazı yarışmaların kazananı, sıradan bir puan tablosundan daha fazlasını anlatır. “Kur’an okuma yarışmasında 1 kim oldu?” sorusu da böyle bir soru. Çünkü burada yalnızca birincilik kürsüsüne çıkan kişinin adı değil; din, eğitim, kültür, medya, aile, toplumsal cinsiyet ve kamusal görünürlük gibi birçok alan aynı anda karşımıza çıkıyor.
2026 yılında TRT 1 ve Diyanet TV ekranlarında 10. kez yayınlanan Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışmasının birincisi Enes Özsoy oldu. Cumhurbaşkanlığı Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen finalde Özsoy birinci, Furkan Çınar ikinci, Muhammed Sizcan ise üçüncü olarak açıklandı. Ödüller Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından verildi.
Diyanet İşleri Başkanlığı
+1
Bu bilgi ilk bakışta oldukça basit görünebilir. Ancak biraz durup düşündüğümüzde, “güzel okuma”nın nasıl tanımlandığı, kimlerin bu alanda yarışabildiği, dini bilginin hangi kurumlar aracılığıyla aktarıldığı ve televizyonun dini pratiği nasıl yeniden biçimlendirdiği gibi sorular ortaya çıkar.
Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması Nedir?
Öncelikle temel kavramları açıklamak gerekiyor. Tilavet, Kur’an ayetlerinin belirli okuma kurallarına ve kıraat geleneğine uygun biçimde okunmasını ifade eder. Tecvit, harflerin doğru mahreçlerden çıkarılması, uzatma, duraklama ve benzeri kuralları içeren okuma disiplinidir. Hafızlık ise Kur’an-ı Kerim’in tamamının ezberlenmesidir.
Dolayısıyla Kur’an okuma yarışması, yalnızca “sesi güzel olan kişinin” seçildiği bir etkinlik olarak görülmemelidir. Yarışmacının telaffuzu, tecvit bilgisi, makam kullanımı, ses kontrolü, nefes yönetimi ve tilavet üslubu gibi çeşitli unsurlar birlikte değerlendirilir.
Akademik bir inceleme de TRT’nin yarışmasındaki tilavetlerde belirli nağmelerin ve makamların tekrarlandığını ortaya koyuyor. Araştırmada özellikle uşşak, hicaz, rast, nihâvend ve sabâ makamlarının kullanıldığı; uşşak makamının öne çıktığı belirtiliyor. Bu durum, yarışmanın yalnızca dini bilgi değil, aynı zamanda belirli bir estetik ve müziksel kültür ürettiğini düşündürüyor.
DergiPark
2026 yılında birinci kim oldu?
2026 yılındaki 10. sezon finalinde birincilik Enes Özsoya verildi. Diyanet İşleri Başkanlığının resmi açıklamasına göre Enes Özsoy birinci, Furkan Çınar ikinci, Muhammed Sizcan üçüncü oldu.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Özsoy’un Büyük Çamlıca Camii müezzini olarak görev yaptığı bilgisi de kamuya açık kaynaklarda yer alıyor. Böylece yarışmanın kazananı, yalnızca bireysel bir yetenek sahibi olarak değil, dini kurum içerisinde profesyonel bir konuma sahip bir kişi olarak da karşımıza çıkıyor.
Sakarya Müftülüğü
+1
Burada sosyolojik açıdan ilginç bir nokta var: Yarışma bireysel başarıyı öne çıkarırken, bu başarı aslında uzun bir kurumsal ve toplumsal sürecin ürünü.
Birincilik Gerçekten Bireysel Bir Başarı mı?
Bir insanın Kur’an’ı güzel okuyabilmesi elbette kişisel çalışmasını, yeteneğini ve disiplinini gerektirir. Ancak sosyoloji bize bireysel başarıların arkasındaki toplumsal koşullara bakmayı öğretir.
Bir çocuğun küçük yaşta Kur’an eğitimi alabilmesi, ailesinin bunu desteklemesi, ulaşabileceği bir Kur’an kursunun bulunması, eğitimcilerin niteliği, ekonomik koşullar ve dini kültürün aile içerisindeki yeri aynı derecede önemlidir.
Türkiye’de Kur’an kursları uzun süredir yalnızca dini bilgilerin öğretildiği mekanlar değildir. Araştırmalar, bu kurumların özellikle kadınlar açısından sosyalleşme, dayanışma, danışmanlık ve toplumsal ilişki kurma işlevleri de üstlenebildiğini gösteriyor.
DergiPark
+1
Örneğin İzmir Bornova’da Kur’an kurslarına devam eden 30 kadınla gerçekleştirilen bir din sosyolojisi araştırması, katılımcıların dini algılarını inanç, ibadet ve gündelik hayat gibi farklı boyutlarda incelemiştir.
Axsis
Bu nedenle yarışmacının sahneye çıkıp Kur’an okuduğu birkaç dakikayı, onun hayat hikâyesinden bağımsız düşünmek eksik kalır.
Toplumsal Normlar ve “Güzel Okuma” Fikri
Her toplumda “güzel”, “doğru”, “başarılı” veya “yeterli” kabul edilen davranışlar vardır. Sosyolojik açıdan bunlara toplumsal normlar diyebiliriz.
Bir Kur’an okuma yarışmasında da belli bir “ideal tilavet” anlayışı oluşur. Dinleyici, yarışmacının sesini yalnızca işitmez; aynı zamanda belli bir okuma biçiminin doğru ve güzel olduğuna dair kültürel kodları öğrenir.
Televizyon burada önemli bir aktördür.
Evde Kur’an dinleyen insanla televizyon ekranında jüri tarafından puanlanan Kur’an tilavetini dinleyen insanın deneyimi aynı değildir. İkinci durumda dini pratik, bir ölçme ve değerlendirme sisteminin içine girer.
Bu noktada yarışma kavramının kendisi önem kazanır. Yarışma, farklı kişileri karşılaştırılabilir hale getirir. Jüri bir performansı değerlendirir, izleyici bir favori belirler ve sonunda birinci ortaya çıkar.
Böylece dini bir pratik, aynı zamanda kamusal performansa dönüşür.
Medya Dini Pratiği Nasıl Dönüştürüyor?
Kur’an’ın televizyonda okunması yeni bir olay değil. Fakat yarışma formatı, dini içeriğin sunuluş biçimini değiştiriyor.
Medya ve din üzerine yapılan araştırmalar, Kur’an tilaveti yarışmalarının televizyon ortamında dini sembolleri popüler kültürün biçimleriyle buluşturduğunu tartışıyor. Ehab Galal’ın çalışması, Arap uydu televizyonlarındaki Kur’an okuma yarışmalarını incelerken bu programların dini pratiği kişisel kimlik ve popüler kültürle ilişkilendirdiğini ortaya koyuyor.
Intellect Discover
Türkiye’deki TRT yarışmasının onuncu sezonuna ulaşması da bu açıdan dikkat çekici. Programın 2026’da 10. yılına ulaşması, formatın yalnızca kısa süreli bir televizyon projesi olmadığını gösteriyor. TRT 1’in 2026 sezon duyurusunda programın Ramazan ayında ekranlara döndüğü belirtilirken, Diyanet de finali resmi kanallarından duyurdu.
YouTube
+1
Bu durum dinin kamusal alandaki görünürlüğünü artırırken aynı zamanda şu soruyu doğuruyor:
Televizyon dini pratiği topluma mı taşıyor, yoksa toplumsal beklentileri dini pratiğin içine mi taşıyor?
Muhtemelen ikisi birden gerçekleşiyor.
Cinsiyet Rolleri ve Kimlerin Sesi Duyuluyor?
Kur’an okuma yarışmalarına sosyolojik açıdan bakarken cinsiyet rolleri meselesini görmezden gelmemek gerekir.
2026 yılındaki TRT yarışmasının birincisi bir erkek yarışmacı oldu. Bunun tek başına “kadınlar yarışamıyor” sonucuna götürülmesi doğru olmaz; ancak kamusal dini performansın kimler tarafından ve hangi kurumlarda görünür hale geldiği önemli bir araştırma sorusudur.
Türkiye’de kadınların Kur’an öğrenme ve dini eğitim süreçlerine katılımı üzerine yapılan saha araştırmaları, kadınların dini eğitim kurumlarında aktif biçimde yer aldığını gösteriyor. Ankara’da gerçekleştirilen etnografik bir çalışmada farklı sosyoekonomik çevrelerden kadınların Kur’an kursları, camiler ve dini sohbetler üzerinden kamusal dini pratiklere katılımları incelenmiştir. Araştırma 26 yarı yapılandırılmış görüşmenin yanı sıra farklı bölgelerde katılımcı gözlemler içermektedir.
OpenMETU
Dolayısıyla mesele kadınların dini alanda bulunup bulunmadığından çok, hangi dini alanlarda görünür oldukları sorusuna dönüşüyor.
Bu ayrım oldukça önemli.
Dini bilgi ile kamusal otorite arasındaki ilişki
Bir kişinin Kur’an’ı doğru okuyabilmesi ona yalnızca dini bir beceri kazandırmaz. Bazı toplumsal bağlamlarda dini bilgi, saygınlık ve otorite de sağlayabilir.
Kur’an kursu öğreticileri üzerine yapılan araştırmalar, öğreticilerin öğrenciler tarafından yalnızca eğitimci olarak değil, zaman zaman ailevi, sosyal ve psikolojik sorunlarda danışılan kişiler olarak da görülebildiğini ortaya koyuyor.
DergiPark
Burada güç ilişkileri devreye giriyor.
Kim konuşuyor?
Kimin bilgisi “doğru” kabul ediliyor?
Kimin telaffuzu örnek gösteriliyor?
Kimin dini yorumu aile içerisinde veya mahallede daha fazla ağırlık taşıyor?
Bunlar yalnızca dini değil, aynı zamanda sosyolojik sorular.
Kültürel Pratikler: Ses, Makam ve Hafızlık
Kur’an tilavetinin Türkiye’deki kültürel karşılığı yalnızca metnin okunmasından ibaret değildir. Ses tonu, makam, nefes, duraklama ve melodik geçişler dinleyicinin deneyimini şekillendirir.
Özellikle Ramazan ayında mukabele, teravih, iftar ve sahur gibi pratiklerle birlikte Kur’an sesi gündelik hayatın ritmine yerleşir.
Bu nedenle yarışmanın Ramazan ayında yayınlanması tesadüfi bir programlama tercihi olarak görülmemelidir. Dini takvim ile medya takvimi burada birbirine bağlanır.
İnsanların televizyon karşısında yarışmayı izlemesi, aile içinde yorum yapması, bir yarışmacının sesini beğenmesi veya ertesi gün sosyal medyada o performansı konuşması, dini içeriğin gündelik kültürün parçası haline gelmesine katkıda bulunur.
Böylece geleneksel bir pratik modern medya aracılığıyla yeniden üretilir.
Aile, Eğitim ve Sosyal Hareketlilik
Bir başka önemli konu ise aile.
Çocuğun hafızlık eğitimi alması veya Kur’an tilavetinde ilerlemesi çoğu zaman yalnızca bireysel karar değildir. Ailenin zaman, para, ulaşım, eğitim ve duygusal destek sağlaması gerekebilir.
Bu açıdan yarışmanın başarısı, ailelerin dini eğitime verdikleri değerin de bir göstergesi olabilir.
Ancak burada eşitsizlik meselesi ortaya çıkar.
Her ailenin aynı ekonomik imkânlara, aynı eğitim kaynaklarına veya aynı sosyal çevreye sahip olmadığını biliyoruz. Dolayısıyla yeteneğin kendisi eşit dağılmış olsa bile, yeteneğin geliştirilmesi için gerekli imkânlar eşit dağılmayabilir.
Bu nedenle bir yarışmanın kazananına bakarken yalnızca “Ne kadar yetenekli?” sorusunu sormak yerine “Bu yeteneğin gelişebilmesi için hangi toplumsal koşullar vardı?” sorusunu da sormak gerekir.
Toplumsal Adalet Açısından Kur’an Yarışmaları
Burada tartışmanın en hassas noktalarından birine geliyoruz.
Kur’an’ın toplumsal mesajları üzerine konuşurken toplumsal adalet kavramını yalnızca teorik bir başlık olarak görmemek gerekir. Dini eğitim alanında fırsatlara erişim, kadınların kamusal görünürlüğü, çocukların eğitim hakkı ve farklı toplumsal grupların dini kültür içerisinde kendilerine yer bulabilmesi de adalet tartışmasının parçalarıdır.
2025 yılında yayımlanan bir akademik çalışma, Türkiye’de dini kurumlar ve kadına yönelik şiddet arasındaki ilişkiyi ele alırken önemli bir gerilime dikkat çekiyor: dini normlarda adalet, merhamet ve insan onuruna ilişkin güçlü vurgular bulunurken, gündelik hayattaki patriyarkal kültürel kalıplar bu ilkelerin uygulanmasını sınırlandırabiliyor. Çalışma ayrıca dini eğitim kurumlarının toplumsal farkındalık oluşturma potansiyeline işaret ediyor.
MDPI
Bu perspektiften bakıldığında Kur’an okuma yarışmasının başarısı yalnızca “Kur’an sesinin topluma ulaşması” üzerinden değerlendirilemez. Aynı zamanda bu kültürel görünürlüğün toplumda nasıl bir davranış, değer ve ilişki biçimi ürettiği de önemlidir.
Güç İlişkileri Nerede Başlıyor?
Bir yarışma ekranında jüri vardır, yarışmacı vardır ve izleyici vardır. Bu üçlü arasında bile bir güç ilişkisi bulunur.
Jüri ölçer.
Yarışmacı performans gösterir.
İzleyici değerlendirir.
Fakat dini alanda güç ilişkileri bundan daha geniştir. Eğitim kurumları, Diyanet, camiler, aileler, medya kuruluşları ve akademik kurumlar dini bilginin üretildiği ve aktarıldığı farklı alanları oluşturur.
2026 finalinin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılması ve dereceye girenlere Cumhurbaşkanı tarafından ödül verilmesi de yarışmanın yalnızca televizyon stüdyosuyla sınırlı olmadığını gösteriyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı
+1
Bu durumun olumlu veya olumsuz olduğunu peşinen söylemek yerine, kamusal otorite ile dini kültür arasındaki ilişkinin nasıl kurulduğuna bakmak daha açıklayıcıdır.
Çünkü bir dini pratiğin devlet kurumları, kamu medyası ve dini kurumlar tarafından desteklenmesi, o pratiğin toplumsal meşruiyetini ve görünürlüğünü artırabilir. Aynı zamanda farklı dini deneyimlerin ne kadar görünür olabildiği konusunda yeni sorular doğurabilir.
Enes Özsoy’un Birinciliği Bize Ne Anlatıyor?
“Kur’an okuma yarışmasında 1 kim oldu?” sorusunun 2026 için kısa cevabı Enes Özsoy.
Fakat sosyolojik cevap bundan çok daha uzun.
Bu birincilik, bireysel emeğin yanı sıra dini eğitim kurumlarının, ailelerin, hafızlık ve kıraat geleneğinin, medya kültürünün ve Türkiye’deki kamusal din anlayışının kesiştiği bir noktada ortaya çıkıyor.
Üstelik yarışmanın geçmişine baktığımızda da süreklilik görüyoruz. Örneğin 2023’te yedinci sezonun birincisi Hafız Muhammed Saka, 2024’te sekizinci sezonun birincisi Hafız Muhammed Esed Can olmuştu.
TRT Haber
+1
Bu süreklilik, yarışmayı tek tek kazananlardan daha büyük bir toplumsal olgu haline getiriyor.
2026’da Enes Özsoy’un birinci olması bu nedenle yalnızca bir yarışma sonucu değildir. Aynı zamanda Türkiye’de dini kültürün nasıl öğrenildiği, nasıl temsil edildiği, hangi seslerin kamusal alanda öne çıktığı ve geleneksel dini pratiklerin modern medya tarafından nasıl yeniden biçimlendirildiği üzerine düşünmek için bir fırsattır.
Sonuç: Bir Sesin Ardındaki Toplum
Bir insanın Kur’an okuduğunu dinlerken çoğu zaman yalnızca sese odaklanıyoruz. Sesin güzelliği, makam, nefes ve anlam bizi içine çekiyor. Fakat o sesin arkasında bir aile, bir eğitim geçmişi, öğretmenler, kurumlar, kültürel alışkanlıklar ve toplumsal beklentiler bulunuyor.
Sosyolojik bakış tam burada devreye giriyor.
Birey toplumu şekillendirirken toplum da bireyin önündeki imkânları ve sınırları şekillendiriyor. Enes Özsoy’un 2026 yılında yarışmanın birincisi olması kişisel bir başarıdır; fakat bu başarının ortaya çıkmasını mümkün kılan sosyal dünyanın da incelenmesi gerekir.
Belki de “Kur’an okuma yarışmasında 1 kim oldu?” sorusunun ardından sorulması gereken daha ilginç sorular şunlardır:
Bir toplumda hangi sesleri “güzel” kabul ediyoruz?
Dini bilgi bize kimler aracılığıyla ulaşıyor?
Kadınların ve erkeklerin dini alandaki görünürlüğü nasıl farklılaşıyor?
Ailemiz, eğitimimiz ve ekonomik koşullarımız dini becerilerimizi ne ölçüde etkiliyor?
Televizyonda gördüğümüz dini performans, kendi dini deneyimimizi değiştiriyor mu?
Ve belki en önemlisi: Kendi hayatımızda din, eğitim, aile ve toplum arasındaki ilişkileri nasıl deneyimliyoruz? Bir dini pratiğin bize huzur verdiği anlarla, toplumsal beklenti hissettiğimiz anlar birbirinden ne kadar farklı?
Bu soruların cevapları herkes için aynı olmayacaktır. Tam da bu nedenle Kur’an okuma yarışması gibi görünüşte tek bir yarışmacının başarısını anlatan olaylar, aslında içinde yaşadığımız toplumun değerlerini, eşitsizliklerini, dayanışma biçimlerini ve güç ilişkilerini anlamak için önemli birer pencereye dönüşebilir.
Kaynaklar
Diyanet İşleri Başkanlığı, 2026 Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması finali ve derece sonuçları.
Diyanet İşleri Başkanlığı
+1
TRT Haber, 2023 ve 2024 sezon finalleri.
TRT Haber
+1
TRT 1, “Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması” 10. sezon duyurusu.
YouTube
TRT 1 yarışma tilavetleri üzerine akademik inceleme, Eskiyeni.
DergiPark
Alparslan Özkan, “Bir Sosyalleşme Aracı Olarak Kuran Kursları”, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi.
DergiPark
Uzar Özdemir, The Status of Pious Women in Sunni Islam, ODTÜ.
OpenMETU
Galal, “Magic Spells and Recitation Contests: The Quran as Entertainment on Arab Satellite Television”.
Intellect Discover
Okur, Bahçekapılı ve Genç, “Religious Institutions and Educational Policies in Combating Violence Against Women: The Case of Türkiye”, Religions.
MDPI