Tavukların Yanında Horoz Olmazsa Ne Olur? Kayseri’de Bir Kümesin Bana Öğrettikleri
Kayseri’de yaşadığım evin arka tarafında küçük bir bahçem var. Çok büyük değil; birkaç meyve ağacı, eski bir tahta kulübe ve çocukluğumdan beri bana huzur veren küçük bir tavuk kümesi… 25 yaşındayım ve hayatımın en güzel anlarını çoğu zaman büyük kalabalıkların içinde değil, o bahçenin sessizliğinde yaşadım. Her sabah kahvemi alıp tavukların yanına gider, onların telaşlı yürüyüşlerini izlerim. Bazen günlüğüme sadece birkaç cümle yazarım, bazen de sayfalarca içimden geçenleri anlatırım.
Geçen yıl baharın ilk günlerinde kümesimde bir değişiklik oldu. Uzun zamandır bizimle yaşayan horozumuz Karabaş öldüğünde, bahçenin sesi bir anda değişti. İlk başta bunu sadece bir eksiklik olarak gördüm. Sonuçta bir hayvandı, diye düşündüm. Ama günler geçtikçe fark ettim ki bazı canlıların varlığı sadece kendileriyle sınırlı değildir. Onlar bulundukları yere bir düzen, bir hareket, hatta bir duygu getirirler.
O gün günlüğüme şöyle yazmıştım:
“Bugün kümes çok sessizdi. Tavuklar aynı tavuklar ama sanki bir şeyleri eksilmiş gibi. Ben bile bu sessizliğin ağırlığını hissettim.”
İşte o zaman kendime şu soruyu sordum: Tavukların yanında horoz olmazsa ne olur?
Horozun Yokluğuyla Değişen Kümes Düzeni
Karabaş gittikten sonra ilk fark ettiğim şey, tavukların davranışlarının değişmesiydi. Önceden sabahları bahçeye çıktığımda beni güçlü bir ötüş karşılardı. Karabaş, güneş doğmadan önce herkesten önce uyanır ve bütün kümese adeta “Yeni bir gün başladı” derdi.
Horoz sadece ses çıkaran bir hayvan değildi. Tavukların arasında bir lider gibiydi. Onları tehlikelere karşı uyarır, yem bulduklarında onları çağırır ve sürünün hareketlerine yön verirdi.
Horoz olmayınca tavuklar yine yaşamaya devam etti. Yemlerini yediler, yumurtalarını yaptılar, bahçede dolaştılar. Fakat aralarındaki eski düzen kaybolmuş gibiydi.
İlk Günlerde Hissettiğim Hayal Kırıklığı
Bunu itiraf etmek benim için biraz zor ama Karabaş öldüğünde çok üzülmüştüm. Belki dışarıdan bakıldığında küçük bir olay gibi görünebilir. Fakat insan bazı canlılarla fark etmeden bağ kuruyor.
Her sabah aynı saatte duyduğum o sesi artık duyamamak içimde garip bir boşluk oluşturdu. Bahçeye çıktığımda istemsizce kulübenin yanına bakıyor, “Acaba bugün öter mi?” diye düşünüyordum.
Sonra gerçeği hatırlıyordum.
Karabaş artık yoktu.
Bu düşünce beni gerçekten kırıyordu. Çünkü bazen alıştığımız şeylerin değerini ancak kaybettikten sonra anlıyoruz.
Tavukların Yanında Horoz Olmazsa Yumurtlama Değişir mi?
Bu süreçte en çok merak ettiğim konulardan biri de tavukların durumuydu. Tavukların yanında horoz olmazsa ne olur sorusunun cevabını kendi gözlerimle görmek istiyordum.
Araştırmadan, sadece gözlemleyerek fark ettiğim şey şuydu: Tavuklar horoz olmadan da yumurtlamaya devam edebiliyor. Çünkü yumurta oluşumu için her zaman horoza ihtiyaç duyulmuyor.
Ancak horozun olmadığı bir kümeste yumurtalar döllenmiş olmaz. Yani civciv elde etmek mümkün değildir. Eğer bir gün yeni yavrular büyütmek istersem, bunun için yeniden bir horozun kümese katılması gerekir.
Bunu öğrendiğimde hem şaşırdım hem de biraz hüzünlendim. Çünkü Karabaş’ın sadece bir bekçi olmadığını, aynı zamanda geleceğin devam etmesi için de önemli bir rolü olduğunu anladım.
Küçük Bir Kümeste Büyük Bir Değişim
Aradan birkaç hafta geçtikten sonra tavukları daha dikkatli izlemeye başladım. Eskiden sadece yemlerini verip işime dönerdim. Fakat şimdi onların her hareketini anlamaya çalışıyordum.
Sarı isimli yaşlı tavuğumuz vardı. Diğerlerinden biraz farklıydı. Karabaş zamanında hep onun yanında dolaşırdı. Horoz gittikten sonra daha içine kapanık oldu.
Bir sabah onu bahçenin köşesinde tek başına dururken gördüm. Yanına oturdum ve uzun süre onu izledim. Elbette beni anlamıyordu ama ben yine de onunla konuşmaya başladım.
“Sen de özlüyor musun onu?” dedim.
O an kendimi biraz garip hissettim. Bir tavukla konuşuyordum ama aslında kendi içimdeki boşluğa cevap arıyordum.
Yeni Bir Horoz Gelir mi Diye Beklediğim Günler
Zaman geçtikçe kümesin yeniden canlanmasını istedim. Bir yandan Karabaş’ın yerini hiçbir horozun dolduramayacağını düşünüyordum, diğer yandan tavukların eski hareketli günlerine dönmesini istiyordum.
Bir gün Kayseri’deki pazardan geçerken küçük bir horoz gördüm. Kahverengi tüyleri vardı, yürüyüşü bile Karabaş’a biraz benziyordu. Onu görünce içimde büyük bir heyecan oluştu.
Ama hemen almak istemedim.
Çünkü eski dostumu unutmuş gibi hissetmekten korktum.
O gece günlüğüme uzun uzun yazdım:
“Yeni bir horoz almak, Karabaş’a ihanet etmek değil. Belki de onun bıraktığı düzeni devam ettirmek.”
Bu düşünce beni rahatlattı.
Umutla Gelen Yeni Sabah
Birkaç gün sonra yeni horozumuzu kümese kattım. İlk başta tavuklar ona alışmakta zorlandı. Ben de biraz endişeliydim. Acaba her şey eskisi gibi olacak mıydı?
Ertesi sabah güneş doğarken bahçeye çıktım.
Derin bir sessizlik vardı.
Sonra bir ses duydum.
Yeni horozumuz ötmeye başlamıştı.
O an yüzümde istemsiz bir gülümseme oluştu. İçimde büyük bir umut hissettim. Çünkü hayatın bazen eksilen şeylerin ardından yeniden şekillendiğini fark ettim.
Karabaş geri gelmeyecekti. Bunu biliyordum. Ama onun bıraktığı izler hâlâ bahçemdeydi.
Horoz Olmadan Yaşam Devam Eder Ama Bazı Şeyler Eksik Kalır
Tavukların yanında horoz olmazsa ne olur sorusunun cevabı aslında sadece birkaç biyolojik bilgiden ibaret değil. Evet, tavuklar yaşamaya devam eder. Yumurtlarlar, beslenirler ve günlük hayatlarını sürdürürler.
Ama kümesin dengesi değişir.
Bir ses eksilir.
Bir hareket eksilir.
Bir koruma duygusu eksilir.
Ben bunu kendi bahçemde gördüm. Küçücük bir kümes bana büyük bir hayat dersi verdi.
Bazen hayatımızdan ayrılan insanlar, hayvanlar ya da alışkanlıklar bize onların değerini gösterir. Onların yokluğu bizi üzer, hatta bazen yalnız hissettirir. Fakat zamanla yeni güzelliklerin de hayatımıza girebileceğini öğreniriz.
Günlüğümde Kalan Son Cümle
Bugün hâlâ sabahları kahvemi alıp kümese gidiyorum. Tavukların hareketlerini izliyorum, yeni horozumuzun sesini duyuyorum ve geçmişi hatırlıyorum.
Karabaş artık yok.
Ama onun hikâyesi hâlâ bahçemin bir köşesinde yaşıyor.
Bana sabrı öğretti.
Bana kaybetmenin ne kadar zor olduğunu gösterdi.
Ama en önemlisi, boş kalan yerlerin zamanla umutla dolabileceğini öğretti.
Belki de tavukların yanında horoz olmazsa ilk fark edilen şey sessizliktir. Fakat o sessizliğin içinde bile yeni bir başlangıcın sesi saklı olabilir.